BEKTAŞ VELİ NASIL ‘HACI’ OLDU?


“Lokmân’ı Perende, hacca gitmişti. Tavaf etti, hac törenlerini yerine getirdi, Arafat’a çıkıp vakfeye durdu. Yanındaki arkadaşlarına, bugün arife günü, şimdi bizim evimizde bişi pişirirler dedi. Lokmân’m bu sözü, Hünkâr’a malûm oldu. Evde de gerçekten bişi pişirmedeydiler. Lokmân’ın karısına, bir tepsiye birkaç bişi koyun da verin bana dedi. Bir tepsiye birkaç bişi koydular, Bektaş’a verdiler. Bektaş, tepsiyi aldı, göz yumup açıncıyadek Şeyh Lokmân Perende’ye götürüp sundu. Şeyh Lokman, bunu görünce hikmetini anladı. Arkadaşlariyle bişiyi yedi, tepsiyi gizledi. Hac törenini bitirip Hicaz’dan döndü. Horasan’a yakın gelince bütün Nişabur halkı, Lokman-ı Perende’ye karşı çıktılar, haccın kutlu olsun dediler, mübarek elini öptüler. Lokman, Hacı dedi, Bektaş’dır, gidip Bektaş’ın elini öptü, kerametlerini bir bir haber verdi. Halk da bunu duyunca Bektaş’a baş eğdi, böylece adı, Hünkâr Hacı Bektaş-al-Horasânî oldu.”
Hacı Bektaş Veli, birçok kere Kâbe’ye gitmiştir. Ancak hacı unvanını normal yollardan Kâbe’ye gitmesiyle almamıştır.


Alevî geleneğinin zahirden daha çok batına önem verir keramet gösterdiği için almıştır.
Velayetnamesine göre Hacı Bektaş Veli, Hace Ahmet Yesevi’den görev aldıktan sonra yola çıktı. Necef’te Hz. Ali’nin kabrini ziyaret etti.


Mekke’de Kâbe’ye gitti. Oradan da Kudüs’e geçti. Oradan Anadoluya Şam Hama Mardin Elbistan Amasya üzerinden Suluca Karahöyüğe geldi.
.
Aşk ile

Mehmet Özgür Ersan Dede Yesari Abdal Çelebi

Kaynak : Hünkar Hacı Bektaşi Veli Velayetnamesi Hazırlayan: Abdülbaki Gölpınarlı

Mehmet Özgür Ersan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir