bir tutam kehribar sarısı perçem

Yakamozlara bulanmış yüzün
Kimliği silinmiş acılarla
Suskunlaşmış yüzün
Nicedir sulara vuruyor bir ay

Aynalara gizlenmiş
Eylül vuruyor yüzüne
Soluğun içinde harlanıp
Arzularını kırbaçlıyor
Kederin sinmiş yüzüne

Sararmış otlara düşen
Uykulu gözlerin
Yalanlar buluyor kendine
Susmuyor artık
Kırgın zamanlardan kalma
Eski aşklar en çok ayrılıklar
Yakanı bırakmıyor
Eskiyen gömlekler gibi
Eski günler

Yüzün aşınmış sözün bittiği yerde
Yeni yüzleşmelerle
Bir gün daha geçiyor
Aldanışlar olmuş hasretler
Uzayan zaman uzayan sessizlik
En çok sana yakışıyor

Acılarını alıp gidiyorsun
Arkana bakmadan
Tüm burgaçlar zamanda kayboluyor
Güvercinler pervazda kurşuni izler bırakıyor
En çok özgürlüğe yakışır onlar
Umutlarda tutsak kalmışlar oysa
Tanık bırakıyor kanat sesleri
Hesapsız kitapsız düşlere

Yanlış zamanlar yanlış karşılaşmalar
Sessizlikte yankılanan anları bırakıyor
Ne resmin kalsın siyah beyaz bir suret
Ne sözün ne aksin
Kirli bir siluet / iz artık eski zamanlarda
Burası sözün bittiği yerse
Susalım uzun uzun

Yoksa anlamsızlaşır zaman
Kurulan cümleler devrikleşir
Şarap burkan dudağında
Son öpüşmelerin tadını
Kimse tekrarlanmasın kendini
Bu yabanda

Mehmet Özgür ERSAN FETHİPAŞA KOROSU 30.01.2012

Mehmet Özgür Ersan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir