dıl’de olan dil’de olur-Mehmet Özgür Ersan

icat etmesiydi/ toğrağı eşeleyen dalı
isyana doğru hızlanan kalbimin
çürüyen bir ağaç gövdesinde yontup
ay ışığıyla doğmuş umudu
sallanır mıydı / gecenin karanlık sarkaçlarında
ve yağmurun kamçılayınca kırılır mıydı dalları

yıkar gizli masumiyet içinde
ve açık bir güzellikle
çıplak ayaklarla yürüyen kızın
çıkardığı ufkun /yürekte ses
dilinin en ucunda
o çok gürültülü bulutla
ve böyledir gök gürültülü sevgiye dönüşmesi

kanıksamış gökyüzünün cömert gögsünde
yüzer kırılgan ışık içinde aşağıya doğru
gülmedim gülümseme beklerken senden
bakışların dudakların fısıltılarla titreyecek
derin bir yerlerden/ o neşeli uzaklıkları
bu aşk yolculuğunda/bir gemicinin ağaçları
ağaç kabuklarını düşlemesi gibi

hayatıma büyüsü girdi ellerinin
sen nesin /kimsin/ ya da sana ne olacağından banane
ben olsaydım öğrenilip unutulmuş
bir dilin/ gramerini yeniden yaratıyoruz derdim
konuşurken ya da susarken
ama bilerek bir rüya görmekte olduğunu
bilmenin dinginlik duygusuyla
düşünerek kendi yoksulluğumuzu halkımız gibi
hafifçe kirpiklerini/ ille de ellerin de arar ellerim

ak diken ağacının meyvelerini
çiğle örtülü çayırlarda
ve senin sayısız pencerelerinden
içeri girer uykuya dalarım
başka başka söylenince
aynı ismi / her bir tını da
öpüşeceğimiz yerde /çiğneriz her geceyi
erer ölümsüzlüğe büyürken de
çürürken bolluğu içinde
heceleriyle bu dilin /varoluruz
sen ve ben yeniden

kuvvetli kökler salarlar /konuşmamıza yerleşirler
dokunuşların üstünde çekingen özenler
Tanrı bilir daha ne kadar kalacağız böyle
Titriyor ellerim dokunuşunlarınla
bu aşkın kimyası çözebilir
Ancak avcumdaki esmer parmakların

düşer /adsız tohumlar ve kabuklar açılır
ilenç ile /gözlerinin kubbesi altında
lale mi/ gül mü /çürüyor/ unutuşun/ gül ağacı üstünde
vaha da /hafif sertliği/ dilin ve sözcüklerle /birleşen anlamın
ille de üstünde/ diken /gül ayrılırken dalından
nice sözcükler/ sözden /o inatçı uzun yılların /yığdıklar

çatlarken arkamızdaki/bir ağacın kabuğu
düşen bir yaprağın telaşı ve güleriz başka başka
dokunduğumuz her şeyde

kaplanın pençeleri /dinginlikleriyle sağırlaştırıcı
aydınlık /bir gecenin /gökteki ağını parçalıyormuş
yalnız bir çocuğun /rüyasındaki korku
ansızın bir yıldırım /sudan ve havadan boşlukta/ asılı durur gibi
nice gecenin/ düşünün üstüne / yeni bir bahar kurulur

Mehmet Özgür Ersan

Mehmet Özgür Ersan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir