Düş Kırıklarım- Mehmet Özgür Ersan


I
Bu zorba dünya ne zaman biraz doğru yöne yönelecek?İnsanlar gündüzleri bomboş gözlerle etrafa bakıyor…Orada, burada her yerde…Ufka bakıyorum uzakta dağların üstünde öyle güzel insanlar var ki?Bir kıvılcımı işçilerin taze soluğuyla harlayan.İnsan kendisinin de onlar kadar güzel olması gerektiğini düşünüyor.Gece olunca da bütün güzel fikirler uyku yerine  üşüşüyor insan kafasına.O zaman mavi bir önlükle dolaşıyor ülkemde de umut taze bahar soluğu gibi.
II
Şu an deli bir mektubun etkisindeyim…Dikenleri olan bir mektubun.. Gövdemi delip geçiyor.Uykusuz gecelerimin aksine gelişiyle tamamen iyimser bir duyguya kapıldığım bir mektubun etkisinde olmayı isterdim oysa.Sadece bir anın, mutluluk ve acıdan titreyen bir anın gerçekliğindeyim belki de umduğumdan güzeldir yazanlar.Mektubu zarfından çıkarıyorum.Bir kez daha içinde sen olsun diyorum. Bir kez daha herşeye rağmen sen.Geçenlerde rüyamda yine sizi gördüm, uzun bir rüyaydı, umutlu bir rüyaydı. Ama neredeyse hiçbir şey kalmadı aklımda. Tıpkı mektubunuz gibi. Unuttum ve affettim kendimi sizi affettiğim gibi.
Sizi kaybetmişim tamamen fark etmeden. Çaresizlik içinde bazı çok kurnazca girişimlerde bulunsam da, biliyorum bunlar gerçekleşmedi, yalnızca biri hatırımda sokağınıza gelmiştim balkonda sigara içiyordunuz. Bana ve denize baktınız ya da ben öyle olsun istedim. Sessizce ayrıldım ordan. 
Şimdi rüyaların sensiz çok tekinsiz. Benden uzaklaşmanız çok akıllıca kimseye bağlanamıyorum zira ne kadar istesem de kontrolü  elden bırakamıyorum.Sanırım korkuyorum kendime doğru söylemekten  ve özgürlüğümün elimden alınacağı fikrini itiraf etmekten kendi kendime.
III
Istanbul’a gelmeme bir çok sebep vardı. Şimdi kalmama bir tek sebep var. Oda ruhsal direncimi besleyen istisnasız herşeye yeniden başlama mecburiyeti. Birçok yenilgiler, yoksunluklar içinde her geçen gün  yalnızlığında büyüyen hayatım. Yıktığım ve bir çok kez de  yeniden kurma cesaretini gösterdiğim hayatım. Beni bu şehre bağlıyor. 
Burada hiçbir şey kalıcı ve kök salmış değil, rutin ve sıradan hiç değil. Sürekli bir devini ve akışta hemen hemen herşey.Artık durmak ve kök salmak beni daha çok korkutuyor.Tüm yaşadığım veya şahit olduğum korkunç olaylara, bu darmadağınık orman da tüm vahşiliklere rağmen hala kalmam kendimi  daha özgür hissetmem de gizlidir.
IV
Korku. Korku diyor ve gülüyorsun. Gidip geliyorsun ve yine korku diyorsun. Bu benim tabiatım. Korkuyorum. Diğer tüm insanlar kadar en az. 
Seninle olan bağımı biliyorsun. Beni hala görmek istiyorsun bunu da biliyorum. O gururun buna engel oluyor. Benimle bağın asla korkuyla değil en çok buna seviniyorum.
Yıkılmasından ikimizde korkmuyoruz. Zaten yıkılmak ve yeniden kurulmak için var tüm ilişkiler. Alışkanlıklar ancak bağımlılıkla sonsuza kadar yaşar. 
Asıl şikayetim dünyaya gelmiş olmaktan. Güneş ışığından şikayetçiyim. Alnımı yakan. Budan sonra ne yapacağımdan mesela.
V
Çıldırmış bir köstebek gibi bırakır bırakmaz. Bir kadın gibi değil ürkek bir kız gibi saf ve iyi niyetli, bir kız çocuğu gibi bana elini uzatan çok oldu oysa korunaklı bir liman arayan. 
Oysa onların elleri temiz, titrek, terleyip soğuyan bu elin yerini tutmuyor.Aptalca bir şaka gibisin bana birkez daha hayatı düşündüren.
Esmer bir vurguda yaratılmış, ama yine de biçim ve renk bakımından mükemmel bir kadınsın, insanın kollarına alarak bu dünya yangınından kurtaracağı bir kadın.
Insan kendini senin kollarına hevesle ve güvenle bırakıyor, sesinin tüm sert ve dalgacı vurgusuna rağmen. Neden acaba?
Yoksa bu ağırlığından mı yaşına göre ruhunun. Yoksa bizzat senin bende yaptığı mutluluk sıçrayışından mı?
VI
Evin her tarafına yayılmış notlar insanın dikkatini çekiyor. Kurşun kalemle yazılmış olması beni sevindiriyor. Kömürleşmiş milyonlarca insan, bitki ve hayvan artığı bir yaşanmışlık tükenmişlik taşıdı için belki de. Gelip geçici herşey biliyorum oysa. Ilerlemiş yaşıma rağmen korkmuyorum yaşamaktan. 
Tükenmişlik asıl beni korkutan. Senin gençliğine, tazeliğine, cesaretine bak. Korkunu yenmiş git gide büyüyen haline. Bu huzur dolu bir mektup gibi. Ölçüsüz sevinç, ölçüsüz öfke, ölçüsüz herşey. Umarsız yaşıyorsun.
Yalnız ağlayan, üzülen ve sana ihtiyacı olanlara karşı kanatları kırılmış bir meleksin. Güçsüz, üzgün. Müthiş itaatkar. 
Mutluluk verici gibi gelse de bu senin dünyanda kısa ve acı verici oluyor. Içinde depremler tetiklenerek yıkımlar yaratan bir öfke biriyor.
Oysa kimsenin kimseye ihtiyacı yok bu dünyada herkes kendi yaşamını yaşıyor yalnızca. Sakin diğerine yalnızca değinerek.
VI
İşte bir burda tam bıraktığın yerde. Bir mektup bekliyorum senden. Kendimden geçmiş vaziyette. Nasıl bu mektupla gürültüyle girdiysen daha önce içeriye yine aynı biçimde uçup gittiğin o pencereden bir kasırga sonrası bir senfoni eşliğinde tüm kırlangıçların bıraktığı yere dönüşü gibi dönemini bekliyorum.


Mehmet Özgür Ersan

Mehmet Özgür Ersan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir