kainatlara sıkışan ellerin

biliyorum
karışık bir iç deniz bunalımıydı
bu içindeki
insanı her haliyle tanıyan
uzaktın
göğün bütün öngörmelerinden
telaşla
yeniden anılarda kayboluyordun
sevgisiz bir yaşam şarkısıydın
bir sarnıcın dünden bugüne taşıdığı

hudutta bir begümdün
melekleşen lekesiz bir at olup ummana uçan
aşk donanmış bir havada
ince ağzın iri gözyaşlarınla
kainatlara sıkışan ellerin
aynı kumaştan gelincik saçlarınla
renklerin gidip gelişiydin
dillerde kimliklerde
damarlarında
sızı olduğum kızlar gibi
donup kalışıydın kanımın

zaman bir nalbant gibi
boğuk elleriyle zalim
anılarda kalmış
ağır yürüyüşlü adamlara
karşı yürüyüşlü adamlara
karşı bakışlar
delinmiş göz evleriyle
bakıyordun

kurulan sırat eğrisini
ve çıkıp solumak için yeryüzünü
yine boğazkesen saatlerin kısrağı gibi bütün ucuca yaşayıyordun
aylar içimizdeki itimizdi
aç dedik bütün sancılar
bir bir dünya namına
seferber ederek sevgilerimizi

mor renklerine ağızlardaki
namluya sürülen kelimelerin
bir de göğe dayanan
yanan
aya el veren
buhrandın
bıçak yarasıyla
eşitlenen geçmişdin
insanın yeniden kök sürdüğü

Mehmet Özgür Ersan 25.02.2014 Yeldeğirmeni

Mehmet Özgür Ersan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir