küskün deniz

küskün bir deniz gibiydiydiniz
yüzünüzün aynasında doğum gecesi
anlattınız benimde güzelliğimi
kör de olsa gün doğarken
yalnız siz anlaşıldınız
yanmaz ateşlere inat
yüzlerin eğrildiği
kısa süren okşanmalara inat
sevinçlere aç kelimeler
geleceğe mıhlanan bakışlar
nakış çekilmiş gözlerinizle

dalgalanan bütün kaynamalarda
yalnız allah’ı kuşanan
kesilen parçalanan yüreklerinizin kıyısında
kızgın kırmızı rüzgarlı
yerinden oynayan gökyüzünü
çarpa çarpa yüreğinize
düşleyip gelecek güzel günleri
elleriniz sinir uçlarında
başlayıp aka aka yorulan ırmaklar gibi
göğüs kemiğinizden inip yüreklendiğinde
kızgın kanatlarınız altında
büyülü bir gecenin karanlığına bitişik
ışığından kendini kaçırarak
tüm korkaklara inat

anlık sevinçleriniz
susuşan ağzınızın mağarasında
ismini bulup çıkarmaya
adını koymaya saldıran
zehir uçu sancıların
zamanın sürerken çektiği günlere
küçük pencereli
karanlık dar odalara
ayazda donan gülmelere
sahipsiz kalan ellere
kayan aydınlık günlere inat
biziz büyük güneşlerin karşısında
en uca uzaklara sürülen
yaklaşan katı yürekli çocuklara inat
yan yana çarpan hücrelerde
su içen öksüren düşünen
taş tablalarda sevişen güçler
dediniz

Mehmet Özgür Ersan 26.02.2014 kadıköy

Mehmet Özgür Ersan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir