Sartre ve Bulantı


Sartre ve Aydınlanmanın tüm fikri ve felsefi çalışması insanın sadece kendisini algılamasını ve bu hayattan yüce bir hayatın olmadığına inanmasını istemektedir. 
Sartre’ın tüm felsefi eserlerinde maddeye inanç göze çarpmaktadır. 
Aydınlanmanın tüm eserleri insandan ve bu maddi alemden bahsetmektedir.
Ama tüm bu felsefi  eserler, insandan ve bu maddi alemden başka hiçbir şeyin bulunmadığını ispat etmeye yöneliktir.
Dolayısıyla böyle bir insan kötümser değil, iyimser olmalıdır.
Yani insanı bu aleme ait, bu alemin bir parçası olarak görmeli ve bu aleme denk bir varlık olarak kabul etmelidir.
Bu sebeple de bu aleme karşı ıyimser bir insan olmalıdır.
Gurbet iniltisi içinde olmayan bir insan olmalıdır. Kurtuluş için onca ıstırap ve çırpınış içinde olmamalıdır. 
Zira ona göre başka bir yer yoktur ki oraya gitmenin ıstırabı veya gidememenin gamı ve hüznü içinde olunsun.
Sartre felsefi eserlerinin aksine, edebi eserlerinin  tümünde kendisi de inlemektedir. Bu, gerçekten de çok güzel ve estetik bir olgudur.
Hayatı ‘bulantı’ olarak nitelendiriyordu.
Bu hayat alçak, ahmak ve akılsızdır.
Eğer tüm gerçekler bu alemdekilerden ibaret ise o halde hayat neden ahmak olsun?
Bu alemi ahmak diye nitelemeye kimin hakkı vardır?
Elbette ki daha bilgili, yüce, akıllı ve kutsal bir alemin varlığına inananların.
Madem ki sen buna inanmıyorsun o halde bu alemin bir parçası olan ve bundan başka da bir şey olmayan insan için neden inliyor, feryat ediyorsun? Sartre’ın tüm edebi eserleri, bu alemin noksanlığına, anlayış ve idrak sahibi olmayışına, insan ile aynı cinsten olmamasına ve insanın, alemin tamamından daha üstün olduğuna dair inleyişlerde doludur.


Mehmet Özgür Ersan

Mehmet Özgür Ersan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir