Sükût nedir?

İnsan konuşan varlıktır. Konuşması ile diğer canlılardan ayrılan hatta olanlarda bu yönü ile daha sosyal olan bir varlıktır.

İnsanın dili sussa bile beyni durmadan konuşur. Beynimizden geçen hayaller, kaygılar yani olumlu yada olumsuz düşünceler de aslında konuşmadan başka bir şey değildir.

Bilindiği gibi, düşünme sözcüklerle olanaklıdır. Sözcüklerle düşünür, sözcüklerle kıyaslar, sözcüklerle yeniden yeniden hayatı kurarız.

Söz (kelâm, logos) bilinci oluşturur. Bilinç, bilginin deposuyla bunun praksise geçişi ile olur.

Sükût ise sözün bittiği, düşünme ile varılan sonucun prasis ile denenerek bilincin ulaştığı yerdir. Sözcükler bir damla ise artık damlanın deryaya kavuştuğu yani praksis ile hayata geçirilip hal haline gelmiştir.

Sükûnet, sekine’den gelir, yani sakin olmak yani huzurdur o da, kısacası gönül rahatlığı demektir.

Niyazi Mısri: Göz, kulak, dil kapıların, kapatalım bir zaman “demiştir.

Mevlâna: “Sus söyleme,söz bakışı bulandırır. Varını yoğunu sükût diyarına çek” demiştir.

İnsan Hakk’ın emriyle susmayı gönlünde ve dilinde bulduğunda sükunet ile huzur ve sakinliğe erdiğinde beyin susar kalp evi açılır. Artık oradan konuşan hakkın bizatihi kendisidir.

Hak der ki ; bir kulumuzu seversek onun konuşan dili, duyan kulağı, gören gözü oluruz.

Sus… Hamuş.. Yalnız dilini değil düşüncelerini de..

O halde susalım hep birlikte…

Mehmet Özgür Ersan Dede (Yesari Abdal Çelebi)

POSTED ON 05 MART 2019 BY MOZGUR

Metin Bobaroğlu Anadolu Aydınlanma Vakfı sohbetleri notlarından esinlenme…

Mehmet Özgür Ersan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir