• Çocuk Hayırlama Gülbankı

  • kimin için sanat

  • gül yaprağı gibi akardınız /bir nehrin derininden

  • Eleştiri ve eleştiri türleri

Elma

Içinde ne varsa dışına o sızar Içini temizle Herkes kendi yolunu kendi bulur Yüreğinle temizle kapının önünü Derdin nedir anlat ona çekinme O sunakta sana emanet edilmiş bir kuzu Saf masum insanlara kurban edilmiş Ovalar ormanlar onun kanıyla sulandı Cennet ağacı böyle öz suyunu verdi Ve dişleriyle o elmayı yalnız kadın yemedi Parçalanan gönlüyle yüz […]

Kış Uykusu

Hollanda’nın Rotterdam şehrinde düzenlenen 2. Kırmızı Lale Film Festivali’nin “Master Class” bölümüne katılan Nuri Bilge Ceylan ‘Gezi’ boyunca Kış Uykusu’nda idi. Baskı o kadar yoğundu ki hemen sinema projesine verilen fon kesiliyordu. Onu da anlamak gerekiyor. Uzun sözler söylemedi. Bizi bunaltmadı. Ölümleri yok saymadı. Peki ne yaptı? Kabuk bağlamış yaralarımıza bilge bir dokunuşla sanatın ’em’ […]

Kitap

Edebiyat yıkıcıdır. Sözcüklerden korkunuz.Verili gerçeği tek tehdit eden insanın kafasındaki kurgudur. Kurgu buluştur. Buluş yeniyi inşa etmedir. Yeni kurulu mevcutu tehdit eder. Ondan kurulu her düzen gelecek kurgusu yani ütopyadan korkar. Yasaklar. Onu yazan, dile getiren, yayan herkesi yasaklar. İskenderiye kütüphanesi bundan yakıldı.Kitaplar bundan yasaklandı. Hala yasaklanıyor. Bunu taşıyan en önemli buluş kitap ondan yasaktır ve […]

İlerleme

‘Yeniden Tanıma’ ruhun tek dinginlik alanı. Gördüğün birşeyi hatırlama. Oysa Kurgusal dünyada yeniden görme imkanı ancak tasarının gerçekleşmesi ile olur. Dünya, filozofların işkence odasıdır. Kurgularını tek sınayacakları yer.Insanların inançları çember şeklindedir. Kapsayan küme ise diğerleri ile ek yerleriyle kurdukları bağlantı yerleridir. Düz bir çizgi gibidir inanç biçimleri buna ilerleme derler. Ilerleme yalnız bir hatta dosdoğru […]

Kafeste Serçe

Mırıldandığım şu kara dizeler Serçeleri de ürküttü Çekip gittiler Kaç şair gidip durdu o uçurumun kıyısında Solgun bir anne yüzü erir mum gibi Faşizmin zindanlarında Seher yeli okşamaz alnımızı Şimdi bir günlüğün yaprakları gibiyiz Gümüş aklığında saçlarına Reyhan dalı koyardı Elektrik verilmiş o serçe Güzel koksun diye Sesi yaralı, ayakları kandan kına dövülmüş Mosmor edilmiş […]

kelâm

izin verdiğin tüm yakınlıklarbir hastalıkbüyük romanlar düşledikçe büyük peri masallarına bulanırsın ne acımasızdır zaman hayata katılırsan onu açıkça göremezsin akarken yaşam başın döner arkanda neyi bıraktığını unutur gidersin hiç kimse bilmez tek hüküm kendinsin sessizlik bir kuşun tebessümünde gizli rüzgarlarla ağırlaşmış yaprakların içinde bekler bir kelam edilemez bu zaman sıklığında ılık bir kuşluk zamanı alacakaranlıktan beter […]

değişen notalar ve bulutlu eller

yıpranmış olan her şeyrüzgarın bir armağanıdır bize ve tanrılar ve sevgiler içindirçalıntı ne varsa  aşk hazır olana kadar kimse uyandırmasın aşkı ruhlar ve tanrıçalar adına değişen notaları tutamayan o küçük bulutlu eller adına gün gelecek ışık saçan bahçelerde sevecek sevilecek onlarda sessiz ve huzurlu güzellikler içerisinde o çiçek kokulu bahçelerde o zaman insan ruhu iyiye göçecek […]

kuzgun

saçın rüzgarlara tutulmuşyanan bir medeniyetin ortasındakara kara taşlara dayalı sırtınesmer ayaz utancın zayıflığın avurtlarından belli kayıp bir zambak zamanı tanrıların ulağı bir kuzgun ile nehirler aştın soğuk kurutulmuş et zulanda ipeklere sarılı çetin ve yok edilmez bir sevda unutulmuş anıların hikayesi ölü doğan rüzgarlarla geldi bahar her şiir bir andır zamanın kanına düşen kara tohumdur […]

kırık yaprakların sütü

s’ yeparmaklarını avuç içlerimde tutaraksessiz çocuklar gibi dikenleri ve akrepleri sever sessizliğe inancı muazzam yeşil denizler kadar uçsuz bucaksız gözleri senden başkası yok sedir kokusuyla bu ormanda eğreltiotları ve büyük kabuklular farsi gözlerimin açlığı kılıçların pürüzsüz soğukluğu öfke nöbetlerim kırık yaprakların sütü gibi kırılıp onarılmak bekleyen yüreğim benden sana giden bütün patika yollar huzura çıkar […]

kan ırmağı güle kessin

bir şehri bölüşeceksek göğünü sen alhüzünlüsün diyor şiir gözlerinin yokluğundaiçimde kırık gökçokça kağıt gürültüsüyle kargalar göğü kaplarken gri kanatlarıyla büyürken kızıl sakallarım geceye hani bir çiçek solar gibi çekip gitmeli yıldırımların parçaladığı bir ağacım kasırgaların kökleyip fırlattığı yeri göğü sarsarak öleceğim okudum baştan sona bütün tarihi insanlığın upuzun bir kan ırmağı şimdi anladım ve sustum […]