yalnız bir ümittir seni ayakta tutan
gecenin en kör saatinde
bir sigara dumanı gibi ince
bir eski türkü gibi yaralı
ihbarlar gelir peşi sıra
sokak sokak ararlar seni
adını duvarlara yazarlar
sesini karakollara taşırlar
en yakın dostun bile
bir gün utanmadan satar seni
çünkü insan dedikleri
hem eşref-i mahlûkattır
hem de karanlığın en derin kuyusu
mahlûk olmak da var insanda
eşref olmak da
ben sol yanımda avutulmuş düşler büyüttüm
öksüz çocuklar emzirdim içimde
yetim akşamlar
garip gurbetler sakladım göğsümde
söyleyin bana
bunca iğrenç
bunca habis
bunca irinli bir ur
hangi dille anlatılır
ağlama ey parya
yalnız değilsin
binlerce kardeşin var gecede
aynı ekmeğe tuz basan
aynı yağmurda ıslanan
aynı yarayı saklayan binlerce can
bir gün
balyoz gibi kaldırınca yumruğunu havaya
bir gün güneşli bir sabah
mavi önlüğünle geçince
bu sokaklardan
bu bulvarlardan
bu kirli vitrinlerin önünden
bu korkak kalabalıkların arasından
tanrılardan ateş çalmış gibi
yeryüzü ısınacak yeniden
çocuklar kadar mutlu
çocuklar kadar şen
çocuklar kadar masum
bir dünya kurulacak vatanda
ve sen ey parya
kendi öz yurdunda
ilk kez
insan gibi
özgür olacaksın

















































